Forumrus.com
Eylül 07, 2010, 16:14:57 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkçemize özen gösterelim  (Okunma Sayısı 461 defa)
gumustas

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 519



« : Nisan 05, 2010, 03:27:30 »

Son zamanlarda, forumda kullanılan Türkçenin inanılmaz bozuk olduğu örneklerle karşılaşıyorum.

Ne zaman bu konudan bahsedilse, "ya hızlı yazıyoruz, ufak tefek şeyler önemli değil, makale-kompozisyon yazmıyoruz, forumdayız, kendi aramızda konuşur gibi yazıyoruz" vs gibi onlarca sav söyleniyor.

Maalesef ben bu konudan elimden geldiğince özen gösteren biri olduğum için, belirtme ihtiyacı duyuyorum:

Sayın forumdaşlarım,

Dil, bir milletin sahip olduğu en önemli birkaç değerden biridir. Bizi bir arada tutan ortak nelerimiz var? Bir sayalım: Aynı topraklara ait olmamız, bu topraklara ait bir tarihimizin olması, dilimiz.

Şimdi buraya "din"i neden eklemedin diye sorabilirsiniz. Evet, inanç önemli değerlerden biridir ama bildiğiniz gibi farklı inançlara sahip birçok insan da aramızda yaşamaktadır (Kurtuluş Savaşı'nda beraber çarpıştıklarımız dahil).

Dikkat ederseniz Türk olmamız da demiyorum; bu yüzden "Aynı topraklara ait olmamız" diye yazdım. Türk olmayıp bu topraklarda yaşayan binlerce insanımız var. Şimdi burada tartışma kısa sürede alevlenerek Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözünün tartışmasına kayabilir. "Türk" kelimesinin burada bir ırkı değil, tüm vatandaşlarıyla bir milleti temsil ettiği açık olduğu halde, malum kışkırtmalarla her daim tartışması devam etmektedir. Eğer Atatürk "Ne mutlu Türk olana" deseydi, bu tartışmaya tüm hararetimle ben de katılırdım. Böyle birşey yok.

Benim düşünceme göre, bir dilin yazımına ve okunmasına gösterilen özen, hayatidir. Kaldı ki Türkçe bana göre inanılmaz güzel bir dildir. Yapısıyla, kelimeleriyle, sahip olduğu açık veya kapalı anlamlarıyla, argosu ve küfürleriyle...

Sanırım bu Türkçe ve dilimiz konusu, lisedeki edebiyat öğretmeninizle çok yakından ilgili (İnci Serter hocamın ellerinden öpüyorum bu arada).

Bir arkadaşım var; kendisi Ankara'da oturur. Her daim, Facebook sitesinde bol Atatürk'lü, bayraklı, benim görüşüme göre içi dolu olmayan mesajlar, videolar vs yayınlar. Kendisini aydın bir Türk genci olarak görür. Fakat bu arkadaşımız her daim "ofis ingilizcesi" ile konuşur ve mesaj yazar. Geçen gün dayanamayıp kendisini uyardığımda ise duyduklarım yukarıda bahsettiğim savlardan farklı değildi.

"Ofis İngilizcesi" nedir bilmeyenler için:

- Evet arkadaşlar, bu konuda müşteriyi puş edelim. Dedlaynımız çok az.
- O dosya bizde su anda hold durumda...
- Şimdiden diyim o teklif kesin p.o. olacak...
- Tamam ben simdi o emaili reply ediyorum...
- Bu hafta sonu basketbol eventimiz var...

Bu tip (genelde plaza) ofislerde çalışmayanlara garip gelebilir ama gerçekten insanlar aralarında böyle konuşurlar. Daha önce belki başka bir başlık altında anlatmışımdır; İstanbul'da çalıştığım yerlerden birinde, uyarmamıza rağmen ısrarla bu şekilde konuşmaya devam eden proje müdürüyle bir tartışma yaşamış ve toplantıyı bir arkadaşımla beraber terk etmiştik.

Ben bunları yazıyorum diye beni gerçek hayatta İstanbul Türkçesiyle konuşan, edebiyat öğretmeni gibi yahut bu konuda hiç hata yapmayan biri sanmayın. Sadece bu konuda biraz hassasım. Tamam, belki dilimizi tamamen hatasız kullanamayız -keşke öyle olsa- benim de yazılarım yayınlanıyor, ifade etmekte ve gramerde mutlaka hata yapıyorumdur. Ama en azından temel kurallar doğru olsun. O bile temel düzeyde yeterli olacaktır.

İş yazmaya, herhangi bir konuyu sahip olduğunuz dilde dökümante etmeye geldi mi, orada durulur. Dilinize sahip çıktığınız sürece kendinize de sahip çıkarsınız. Sömürge ülkelerine bakın. Hepsinin önce dili ve dini değiştirilmiştir. Afrika ülkelerinde mükemmel derecede Fransızca konuşan yerliler, Hindistan'da ağzınızı açık bırakacak bir aksanla İngilizce konuşan Hintliler bulunur.

Yani sahip olduğun dili kaptırdın mı? Üzerine bir bardak soğuk su iç. Geçmiş olsun.

Katılırsınız ya da katılmazsınız, saygı duyarım. Ben üstüme düştüğüne inandığım nacizane uyarılarımı yapayım, gerisi bu satırları okuyanların takdiridir.

Her zamanki gibi fazla uzattım. Sadede geliyorum.

Forumda en çok tekrar edilen hataları ve doğru yazılışlarını vaktim olduğu ölçüde örneklerle bu başlık altına yazmak istiyorum. Amacım kimseyi lisedeki Türkçe dersine geri döndürmek yahut öğretmenlik yapmak değil. Çünkü farkettiğim nokta şu ki, bu hataları yapan arkadaşlarımızın bir kısmı zaten doğru kullanımları bilmemekteler. Yani arkadaşımız hata yaptığının farkında değil.

Dolayısıyla bu sosyal projemize başlayalım bakalım.
« Son Düzenleme: Nisan 05, 2010, 04:46:55 Gönderen: gumustas » Logged

gumustas

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 519



« Yanıtla #1 : Nisan 05, 2010, 04:07:52 »

Dediğim gibi, amacım öğretmenlik taslamak değil. Aşağıda yazdıklarım, forumda en çok gördüğüm yanlış kullanımlar. Bundan pay çıkarıp yaptığı yanlışları düzeltecek arkadaşlara ne mutlu.

• Komik duruma düşmeden, her kelimenin mümkün olduğunca Türkçe olanının yazılması uygundur:
Örneğin "argüman" yerine "sav", "e-mail" yerine "e-posta"
Ama şimdi tutup da "CD" yerine "Yoğun Teker" yazmanıza ne kadar gerek var, tartışılır.


• Şehir isimleri büyük harfle başlar, ekleri kesme işaretiyle ayrılır, Türkçe olarak yazılır:

Yanlış: moskovada, Moskovda, moscow
Doğru: Moskova'da, İstanbul'da

• Latin alfabesi kullanmayan dillerden (Rusça, Çince vs.) gelen kelimeler, isimler vs. okundukları gibi ve Türkçeye ait harflerle yazılırlar:

Örnek: Maria Şarapova, İlya Muromets, Çehov, Puşkin vb.

• dahi anlamındaki -de bağlacı ayrı yazılır.
En sık yapılan hatalardan biri. Halbuki sağlaması çok basittir.

Lütfen biraz zaman ayırıp şu sayfada yazılanları bir okuyun:
http://www.tdk.org.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B 2EF87C42C67A356329D

• Türkçede "iki nokta yanyana" yoktur. Ya sürekliliği sağlayan üç nokta, ya da cümleyi bitiren tek nokta vardır.
• Aynı şekilde üç ya da iki ünlem olmaz. Ünlem tektir.

• Millet belirten kelimeler cümle başında veya içinde büyük harfle başlar. Fakat bunlardan türetilen kelimeler kesme işaretiyle ayrılmaz:

Doğru: Bugün bütün Rusların bayramı.
Yanlış: Bugün bütün Rus'ların bayramı.

D: Burası sadece Türklerin gittiği bir mekandı.
Y: Burası sadece Türk'lerin gittiği bir mekandı.

• Dünya kelimesi sadece cümle başında ve gezegen anlamındayken büyük harfle başlar.

Örnek: Tüm gezegenlerin arasında en güzeli Dünya'ydı. (gezegen)
Örnek: Bütün dünya şampiyonlarının buluştuğu bir organizasyondu. (sıfat)

• Para birimleri büyük harfle başlamaz:

D: Bugün tam 10.000 dolar kazandım.
Y: Bugün tam 10.000 Dolar kazandım.

• Üleştirme sayıları metin olarak yazılır:
Y: 9'ar, 100'er
D: dokuzar, yüzer

• Üçüncü tekil şahısı belirten "o", cümle içinde büyük harfle başlamaz ve eki kesme işaretiyle ayrılmaz:
Y: Bugün O'nun doğumgünü.
D: Bugün onun doğumgünü.


Şimdilik yazabildiklerim bunlar. Gerektikçe eklemeye devam ederim.

Son olarak, aklınıza takılan herhangi bir yazım kuralı size bir tıklama kadar yakın:
Yazım Kılavuzu:
http://www.tdk.org.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B 2EF9DAC10DE3DF29AC6
« Son Düzenleme: Nisan 05, 2010, 04:13:43 Gönderen: gumustas » Logged

aksakal

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 189



« Yanıtla #2 : Nisan 05, 2010, 06:24:02 »

   Kanayan bir yara diyebileceğim çok önemli bir konuyu açtığınız için öncelikle sizi tebrik ediyorum sayın Gümüştaş.
   Maalesef bu konuda en hassas olanlarımız bile ister istemez hata yapıyoruz. Dediğiniz gibi biraz dikkat etsek ve birazda zaman ayırıp bilmediklerimizi veya unuttuklarımızı öğrensek, herşeyden önce kendimize faydamız olur. Yazdıklarımız daha etkili olur, insanlar daha ciddiye alırlar.
   Türkçe ve imla konusunda ben kendimi mükemmel demeyeyimde, iyiye yakın görürüm. Şu bir kaç örneğinizde bile gördümki, benimde bir çok hatam var. Örneğin cümlenin sonunda iki nokta kullanmak gibi..
   Bu konuda asıl tehlike benim gibi bilmeden hata yapıp düzeltmeye çalışanlar değilde, bilinçli olarak ingilizce kelimeler sokarak dilimizi bozmaya çalışanlar ve bilinçsizce onlara uyanlardır. Bana göre buna karşı yapabileceğimiz en iyi şey, karşılaştığımızda onları uyarmak, hatta gerekirse alaya almaktır.
   Yazınızın başında sizinde sav kelimesini yanlış kullandığınızı düşündüm. Bilindiği gibi sav, iddianın yerine konulan öztürkçe bir kelimedir. Ayrıca argüman kelimesi yerinede kullanıldığını bilmiyordum. Öylede olsa o kelime bana kullandığınız yerlere pek oturmadı gibi geldi. Savunma kelimesi daha çok uyardı gibi sanki... ( Bu kez üç nokta kullanmadım :) )
   Son olarak Türkçe kelimeler konusunada biraz değinerek yazımı bitireyim. Bilindiği gibi Atatürk dilimizi yabancı kelimelerden arındırmak, zenginleştirmek, ayrıca doğru kullanımını sağlamak amacıyla Türk Dil Kurumu'nu kurdu. Bu kurumun Türkçemize büyük katkıları olduğu gibi, bana göre büyük zararlarıda olmuştur. Yazım uzadığından bir sonraki yazımda bu konuya geniş bir şekilde girmek istiyorum.
« Son Düzenleme: Nisan 05, 2010, 06:25:46 Gönderen: aksakal » Logged
gumustas

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 519



« Yanıtla #3 : Nisan 05, 2010, 11:43:56 »

Teşekkürler Sn. Aksakal.

Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Aslında yanlışlarımızı düzeltmek o kadar basit ki, sadece yanlış yapıldığının farkında olunması yeterli. Ama bu farkındalık yoksa, sorun işte o zaman başlıyor.

Örneğin; bir kelimenin anlamı konusunda şüpheniz mi var? Facebook sitesinde yüzlerce tık yaparken sorun yok da, Türkçe sözlüğe tıklarken neden
üşeniliyor, ben bunu anlamıyorum: http://tdkterim.gov.tr/bts/

Bir yazımın nasıl olması gerektiği konusunda ikileme mi düştünüz? Buyrun: http://www.tdk.org.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B 2EF9DAC10DE3DF29AC6

Problem nedir, anlamakta zorluk çekiyorum.

Diğer taraftan, desteğiniz için teşekkür etmekle beraber, haydi gelin sizin cevabınızı da inceleyelim.

Gördüğüm kadarıyla, üzerinde pratik yapmanız gerekn önemli nokta dahi anlamındaki -de eki :)

Cevabınızda bulunan şu kelimelerdeki -de harfleri ayrı olsa tam olacak:

"birazda, demeyeyimde, gördümki, benimde, değilde, konusunada, zararlarıda"

Şimdi hocam, bunu kişisel almayın lütfen. Gerçekten en sık yapılan hatalarda ilk 3'te bu var.
Oysa sağlaması çok basit:

Birleşik yazılan "de" eki, "bulunma durumu" diye tanımlanır.
Bende üç elma var. (Sahip olma)
Teyzem, karşı sokakta oturur. (Yer bildirimi)
Ünlü komutanlar, bu savaşta başarı sağlayamadılar.

Yani "bulunma durumu" denilen kavram, bir şeyin, başka birşeyin içinde, yanında, etkisinde, kapsama alanında :) bulunmasıyla ilgilidir. İsmin dördüncü şekli olan "-de hali"dir.

Bir de pratik sağlama yöntemi var.

Cümlede "bulunma durumu" anlamındaki "de"yi çıkartırsanız anlam bozulur.
Bağlaç olan ve ayrı yazılan -de'yi çıkartırsanız anlamda hayati derecede bir kayıp olmaz.

Örnek:
Bende üç elma var.
Çıkartalım:

Ben üç elma var.
Bozuldu mu? Fena bozuldu hem de.

Oysa;
Düşmanlar, karşı tepeyi de ele geçirdiler.
Çıkaralım:

Düşmanlar, karşı tepeyi ele geçirdiler.

Kurtarıyor.

Logged

gumustas

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 519



« Yanıtla #4 : Nisan 06, 2010, 03:58:21 »

Klavyesinde Türkçe harf bulunmayan arkadaşlar,

Bu siteyi kullanarak, yazmış olduğunuz Türkçe harfsiz mesajlarınızı tamamen otomatik olarak düzeltebilirsiniz:

http://www.hlst.sabanciuniv.edu/TL/deascii.html
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!